26.1.10

çok eskiiii...

Yıkıntıların arasından sıyrılıp dönebilecek miyim acaba hayata.
Dönebilecek miyim yine eski resimlerdeki gülücüklerin arasına.
Yine umutla bakabilecek miyim geleceğe
Sevebilecek miyim tekrar birini kırılmadan, üzülmeden ve koşulsuzca
Cesaretim var mı bu kadarına
Bimiyorum.
Sadece korkuyorum.Çok korkuyorum.
Küçük bir bebektim sanki, büyüdüm ve hayata salındım.
Suan sadece izliyorum
Ne yapacağım, nasıl konuşacağım, nereye gideceğim, kiminle konuşacağım
Acaba hayallerim gercekleşecek mi
Deniz kıyısında taş bir ev olacak mı yaşlanabileceğim
Rüzgarı hissedebilecek miyim tenimde
Hasta olana kadar çocuk gibi oynayabilecek miyim sahilde kumlarda
Çok konustum di mi yine
Biliyorum.
Tamam sustum.
Sonsuza kadar sustum.
Sen rahat uyu bebeğim kaldığın yerde.
Gülümse sadece.
İçin rahat olsun.
Her şey daha güzel olacak.
Tatlı rüyalar...

14 Haziran 2009

25.1.10


bazen insan ne yapacağını bilemez.

öylece durur

duvara bakar bomboş

yarın diyince aklında hiçbirşey belirmez

sadece boşluk

kocaman bir boşluk

biri soru sorduğunda kalır öylece

benim gibi

sakin

H A R E K E T S İ Z..

22.1.10

41*20

karda yürüyüp izimi belli ettim.Sokaktaki kardan adamların hepsinin burnundaki havuçlarını çaldım.Kocaman bi kartopu yapıp onunla top oynadım. bir kardan adamın yalnız olduğunu farketip yanına bi kardan kadın yaparak mutlu olmasını sağladım.Anlamadı.Meğer hep aynı numarayı yaparmış.Güldüm geçtim.Tozpembe hayaller yerine kar gibi bembeyaz hayallerim oldu...

19.1.10

kötü bir rüya.sadece rüya

korkma!

derin bi uykudasın şu anda. kötü bi rüya görüyosun sadece. evet fazla gerçek gibi. etrafındakileri görüyosun. yaşadıklarını mesela. yaşadığın insanlarla beraber hem de. ama rüyan sana öyle bi şerefsizlik yapıyo ki. yönlendiremiyosun istediğin gibi.hazmedemiyorsun olanları.sana yakışan bu değil.intikam hırsının meyveleri bu olmamaıl. sana hep acı veren, seni üzen aynı gerçeklik üzerinden görüyosun tüm olanları.

en son sevgilini görüyosun. ayrılmadan önceki son dakikalarınızı.ayrılışınızı.vedanızı.daha sonra telefon elinde titreyerek onu arayıp korkarak sorduğun soruyu görüyosun. sonunda aynı cevabı duymayacağını düşünüyosun. ne de olsa rüya senin rüyan. azıcık bile olsa bilinçlisin. ona güveniyosun. bunu kullanarak ayrılmanıza, bugünü evinde onu düşünerek geçirmene neden olan basit bir güne çeviren o sözü duymamaya çalışıyosun. ama dedim ya en başta. rüyanın bile kötüsü denk geldi sana. duyduklarının fazlasını duyuyosun. sana telefonda söyleyemediği ama zihninde gezen tüm düşünceleri duyuyosun. uyanmak istiyosun ama çok geç. açılmıyo gözlerin. hatta akan yaşları yüzünde hissediyosun ama nafile. rüyan tokatlıyo seni, tüm hayallerine tecavüz ediyo. gerçeklikten kaçmak için gördüğün en sert gerçek oluyo bi anda. yatağın seni iki eliyle sarıyo karabasan gibi. kalkamıyosun, sadece gözlerin kapalı ağlıyosun.

uykuların azalıyo o dakikadan sonra. sabaha yakın yatmaya başlıyosun. güneşin gözüne girmesinden nefret ettiğini duymuş olacak ki yukarıdaki yağmur yağdırıyo devamlı. güneşi görmüyosun, gözünün önüne siyah bi perde çekip bi köre öykündüğün tek durumda uyuyosun.

korkma!
derin bi uykuda en büyük sınavını veriyosun şimdi.

bu zamana kadar geçtiğin tüm sınavların anlamsız olduğunu anlayarak...

başka bir zamanda karşılaşmalıydık seninle.

başka bi zamanda,
başka bi mekanda karşılaşmak vardı seninle.
ne biliyim?
mesela çiçek çocuklardan ikisi olmalıydık biz.
çimler üzerinde sevişmeliydik kimseye aldırmadan.
ya da;
deniz ile kovalamalıydık bir devrimi.
asılmalıydı aşkımız ressam bir paşanın çektiği iple.

başka zamanın insanları olmalıydık biz.
yaşanmış ya da yaşanacak...
ama şu an, şu mekan diil sanki yaşanması gereken,
bize uygun diil...
aşka dar, aşka eziyet, paraya köle.

başka zamanın insanları olmalıydık.
para bize köle, aşk tanrı,
sevgi peygamber, yatak ibadethane,
sevişmek ibadet, ten kutsal kitap.

neyse
işte öyle...