28.9.10




***

Eskiden şarap içmeyi çok severdim.Belki de gençken.Bilmiyorum severdim işte.O kadar severdim ki saçlarımı bile şarap kızılına boyardım.Sonra ne olduysa hayatım bir anda 180 derece döndü.O zamana kadar bildiğim, öğrendiğim tüm tabuları yıktım,yıktırdılar.Tabi ki insanın hayatını baştan yazmaya çalışması zordur.Kendi başına yapmak isterse bunu kendine yeni arkadaşlar edinir. Benim de en yakın arkadaşlarım pahalı şaraplarımdı.Hastalıktı belki de bu.Tüm paramı şaraba yatırırdım.İnsan gider alışveriş falan yapar di mi? Yok ben şaraplarımla mutluydum.

Hep içerdim severdim bunu.Peki nasıl oldu bu aşk başladı ben de.'Şarap gibi...' benzetmesinden sonra.Kimin yaptığı niye yaptığını boşverelim şimdi.Sevdiğini sandığım, sevdiğimi sandığım adamı sanırsam yeni sevgilisiyle evde basınca....olanlar oldu.Öfkemden ne yaptığımı hatırlamıyorum.Bir arkadaşımın beni almaya geldiğini hatırlıyorum.Sonra ben 'sen git ben geleceğim.' dedim.Yavaş yavaş sallana sallana gittim kendime iki şişe ucuz şarap aldım.Başladım içmeye daha marketteyken.'Al sana şarap, öyle mi içilir böyle mi?'

İçip içip kusmak deyimi burdan geliyor ben de tahminimce.




***



Biraz önce dışarı çıktım.Eve dönerken hayatımın mucizesiyle karşılaştım.En azından benn açımdan.Sadece tek elini kullanarak hafif dalgalı, uzun saçlarını bir iki hamlede muhteşem topuza çeviren kız gözümde ilahlaştın.Ben ki dümdüz olacak yine diye saçlarımı taramaktan korkarken, sen tek elinle mucizeler yarattın.Tebrik ediyorum kız ve seni esefle kıskanıyorum.



***

.....

Mutlu Günler.




Hiç yorum yok: