...
...
Bir hikaye var aklımda.Bazen yazmaya bile korktuğum.Ama kimseye söyleyemediğim.Yazarsam sanki tüm büyüsü yok olacakmış gibi.
Bir sonbahar sabahı.Bazılarının çitlembik diye bahsettiği bir kız işte.Kendi halinde...Canı o günlerde çok sıkkın.Nedeni yok her zamanki halleri.Kutu gibi odası o yaşına rağmen oyuncak ayıları, pembeli morlu yastıkları,bebekleriyle akşama kadar yatakta yuvarlanmaktan çok memnun aslında.O zamanlar dünyaya açılan tek noktası odasındaki yaşlı bir ağaca bakan küçük bir pencere sadece.Onun en huzur bulduğu yer.Kimseyi de sokmak istemiyor o dünyaya.
Zaman geçiyor.Sonbaharın yerini kışa bırakmak istediği zamanların başındayız.Sararmış, kuru yapraklar, şiddetli yağan yağmurun, esen rüzgarın etkisiyle kendi oradan oraya fırlatıyorlar.Bir cumartesi akşamı, çok sinirli.Bu siniri neye kime belli değil.Sadece sinirli o kadar.Sataşacak birileri lazım.Sinirini birinden çıkarabilecek.Yanlış bir zamanlama, yanlış bir kişi belki de tercih.Ama işte kader bir taraftan vuracak ya.
Buluşuluyor.Çay içiliyor, tavla oynanıyor.Oturdukları yerde yavaş yavaş herkes pılını pırtısını toplamaya başlıyor.Nam-ı değer çitlembik korkuyor.Son çayını istiyor, sonra bir kalp sancısı.'Evet evet kesin çayıma bir şey koydular.' Kendini nasıl dışarı attığını bilemiyor.Korkusundan koşa koşa eve gidiyor,tabi arkadaşına da haber veriyor 'ben geliyorum, sanırım kalp krizi geçiriyorum.' Belkide bir işaretti o zamanlar bu, ama anlayana.
İlk başlarda kedi-köpek savaşı, sonra zıt kutupların birbirini çekmesi.Güvenmek istiyor ama korkuyor.Zamanın sevdiğim dediği adamdan canını çok yakan bir davranış görmüş, atlatamamış başkaları için geçen zaman çok ama onun için çok taze.Korkmuş, kendini çekmiş herşeyden.Sonra bir an gelmiş, patlamış, sanki bu saatten sonra dünyayı mı değiştirebilecek? Hayır.İşte bu zaman diliminin yolu bu olayla çakışıyor timsahların şehrinde.
Hayatına o an girmek isteyen çok.Peki neden 0? Özel kılan ne? Bir cevap yok.Zaman geçmiş,Her davranışında durup düşünmüş ya şöyle olursa ya böyle olursa.O gün bir karar vermiş.'Artık düşünmeyeceğim, zamanın akışına bırakacağım herşeyi.'
Hayatında ilk defa düşünmeden yaşamış.Ne para, ne mevki, ne tip...Hiçbirşey düşünmeden.Sadece AŞk.Tek kişilik belki de.En sevdiğin elbisenin üzerine yağ sıçramış gibi üzücü.
...
...
...
...
(Canım istedikçe bu sayfanın altından yazmaya devam edeceği bu hikayeyi.Merak ediyorum ne kadar zamanda bitecek, ben ne kadarını anımsayabileceğim.28.09.10)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder