30.8.10


İçim çok acıyor be usta.Mutlu olduysanız siz problem yok bu tarafta.İyilik sağlık, güzellik, hoşluk işte.

Elveda







***




***

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum.O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum.Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım.Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı.Hayatını mahvettiğimin farkındayım,ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun.Artık benim için her şey bitti.Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum." demişti bu kadın.Virginia Woolf.Okudukça kafamda bir insan yaratıyorum.Var mı gerçekten böyle bir aşk.Seni senden önce düşünebilecek bir başkası.

***

Lise diplomamı ararken anneme doğum gününde hediye ettiğim Sezen Aksu'nun 'Yürüyorum düş bahçelerinde.' albümünü buldum.Bir yandan nette gezinirken bir yandan da cdyi dinliyordum.Dalmışım bir ara.Şarkım çalmaya başlayınca, bıraktım herşeyi, alıcı gözüyle yeniden dinledim şarkımı.Unutmuşum oysaki parçayı.Dinlemek isteyenlere.Bugünün şarkısı da bu olsun o zaman.

http://fizy.com/#s/1agvy4

Bazen duygularımı cımbızla aldırmışım gibi bir his doğuyor içime.Bazen de böyle kendini parçalayarak ağlamak istersin ya öyle bir his kaplıyor içimi.

***

Ben artık sadece birisine üzülmüyorum.Sezen'in dediği gibi 'Her gün biri gitmekte....Hayret hep aynı şey, hata nerde?' Oturuyorum, düşünüyorum cevap yok.

İnsanlar bildikleri sırlarımı kullanarak beni ellerinde tutmaya çalışıyorlar ya da başka bir şey.Her neyse.Bilmiyorlar ki ben geçmişte bana hata yapanı ne geçmişi ne geleceği düşünmeden bir anda silip atmışım.Hayatta taktığım şeyler farklı benim.Bakış açım fazla geniş.Değer verdiğim şeyler en yüce olanlar, elle tutulup gözle görülenler değil.anlamıyorlar, anlamıyorsunuz.

Düğün resimleri incelemkten gına geldi.Tama mezun oldunuz, birini buldunuz, mutlusunuz,onu da anladık.Çatır çatır fotoları da paylaşın ama şu yüzükleri ilk taktığınız anda sadece ellerinizin ve yüzüklerinizin gözüktüğü fotoları yayınlamayın ya.Yazıktır, günahtır.Olmayanlara.Hayır tabiki kıskanmıyorum.(!)

Ben bir plan yaptım artık.Bu sene uzatmalı okulum bitsin de bi şu kpssyi de atlatayım, atanamazsam mantık evliliği yapacağım.Uçurtma bayramlarına gel sonra.Merak da etmiyor değilim hani.Ya anlaşmalı başlayan ilişkimizde sonra aşık olursam.Vay haline cocuğun.'Çocukların altını temizle bay x bu hafta gezme sırası ben de.' 'Bu gün kızlı erkekli bir arkadaş toplantımız var katılmak istermisin bayan m.' 'Evet tabiki.' Blablablabla......Cık bana göre değil.Aşık olmak lazım.Hiçbirşeyi gözün görmeyecek kadar aşık olmak.Delicesine sevmek derler ya.İşte ondan bir paket alayım lütfen.Ama hak edene olmak lazım.Seni senden önce düşünene.Daha önce çok üzülmüş biri olabilir mesela, ikili yaralar çabuk kapanır.İncitmez, kırmaz, elini hiç bırakmaz,güven verir, huzur verir sana.Başına birşey geldiğinde nasıl olsa o yanımda dersin, düşünmezsin gerisini.Sonsuz, koşulsuz güven.

Dün bir aile toplantısında orta yaşlı bir teyze ben lobide otururken yanımda bitiverdi bir anda.'Kızım artık yaşın da gelmiş sanki.Bölümün neydi senin, kaç yaşındasın, hımm kilo da vermişsin, bir güzelleşmişsin sanki görmeyeli.' 'Teşekkür ederim efendim. .... Bölümünde okudum, 23 yaşındayım bekarım,mutsuzum, çocuksuzum.' Bak yavrum sen şimdi büyümüzsün baya.Kafana göre birini bulup evlenme vaktin gelmiş.İyi biriyle evlenirsen o dört duvar cennet olur cennet, kötü biriyle evlenirsen herşeyin cehenneme dönüşür.Sık dokuyup ince elemek lazım.' 'haklısınız ama çok erken daha.İnsanın düşünceleri her geçen gün bile değişiyor.'Herseye tama dedim de sık dokuyup ince elemek cümlesiniz anlayamadım gitti.İnce eleyip sık dokunur benim bildiğim.Acaba bir sürü adamı tanı sonra seçmece karpuz gib birini seç mi demek istedi? Bilemiyorum.Ama Çok verici olmak taraftarı değilim.Şimdilik.Hiç kimseyle uğraşacak halim yok.Kendimi dinlemek istiyorum artık.Seyirlik değil ömürlük. . .

***

Bu arada bay x kalabilirsiniz? Bir sorum var ancak? En büyük takım hangisi?

***

Yarından itibaren karayolları, trafik lambaları yeni bir isme merhaba diyecek.Haydi hayırlısı bakalım.

***



29.8.10





Bugün kendime harika şekerler aldım.Deli gibi çikolata, şeker yemeğe başladım.Sonumuz pek hayra alamet değil ama bakalım.Kendime yeni sevgili yaptım aramız çok iyi.Adı Whirlpool.Tüm imkanlarından faydalanabiliyorum saolsun çok bonkör.Soguk su, dondurucu,yiyecek olanaklarının hepsini bulunduruyor kendinde.Eksik olmasın.Aramız mükemmel.
***
Dün şu sıkıcı şehirde mükemmel bir yer keşfettim.Mükemmel bir kitapevi.Aslında sahaf.Yani karmaşık biraz.Doğan görünümlü şahin gibi ya da tam tersi.KApıdan girer girmez kendini müziğin etkisiyle her an biri sizi dansa kaldıracakmış gibi hissediyorsunuz.Sanırım en çok da tango yapmayı özlemişim.Dün onu fark ettim.Adımı attığından itibaren insanın burnunu mükemmel bir kitap kokusu kaplıyor.Çocuklugumdan beri şu kitap kokularına karşı bir sempatim var nedense.Ders kitabı da dahil elime alır almaz kitabın içeriğinden çok kokusuna bakıyorum.Bu da farklı bir bağımlılık işte.Kendini bir anda farklı bir dünyada buluyorsun.Dört tarafın tozlu ama şık ahşap raflarla kaplanıveriyor birden.Alice Harikalar Dİyarında...Adımların seni küçük bir odaya götürüyor sonra.Küçücük bir oda.Ortasında yine çok şık ahşap bir masa, yanında şirin sandalyeleri.(Tabi ben sandalyeleri görmediğim için lapp diye masanın ortasına oturdum kitapları izlemeye koyuldum.Kardeşimin beni dürtmesiyle utanıp mahcup ve kibar bir şekilde elim ayağıma dolanarak minik şirin ahşap sandalyeme kuruldum.)
Raflara göz gezdirirken farklı bir kitap buldum.'Bu sene herkese 'Evet'. '' İlk başta düşünüldüğünde çok saçma geliyor, kitabın içeriğini az çok tahmin edebiliyorsunuz.Ama kitabın kahramanın iyi bir eğitim almış, güçlü, güzel, hayatta elde edebilecek herşeyi elde etmiş bir kadın olduğunu düşünürsek, mantıklı.Pembe kabına tutldum kitabın.Aslında kendime bile itiraf edemiyorum ama kitabı da çok merak ettim.Ancak o yanımda bulunan 16lık çıtır kardeşim nedeniyle alamadım. +18 içerikli malesef.18 dedim de Oskay Tekebaş'ın +18 diye bir şarkısı var.Farklı bir tarzı var şarkının ama dinlenebilir.Gerçi benim favorim 'Belki' ama olsun.

***

Kendi içimdeki gel-gitlerim devam etmekte.Dün gece oturdum düşündüm.Uzun zamandır cesaret edemediğim şeyleri yapmak için.Bana faydası olmayan, geleceğimi görmeme engel olan herkesi silmeye karar verdim. Bana birşeyleri hatırlatan herşeyi çöpe attım bu sabah.Kararlıyım.Sanırım üzülmeye de gücüm yok artık.

***

Bu arada Vanila'da fal bakan çocuğa kimse inanmıyor ama söyledikleri teker teker çıktı yine.Bana bir yere yolun yine düşecek demişti, oldu.Üzülsem mi sevinsem mi bilmiyorum.Ama sinirimi bozmuyor da değil bu durum ama yapacak bir şey yok artık.


***
Babamla kahve içtik uzun zaman sonra.Eski hali gözümün önüne geliyor.Her şeye 'Evet' diyorum.Hayır diyecek gücüm bile yok.O'na yok.Karşımda sanki çok farklı bir var gibi.Zayıf, sessiz,garip. Saolsun annem yerini aratmıyor gerçi. Bazen keşke diyorum.Keşke bağırsa çağırsa, ne bileyim ben hata yapayım günlerce konuşsun dursun tanıyan herkese 'Merve böyle böyle yaptı.' desin.Her gün aynı sahneyle karşılaşmak kötü.Bazen kızmıyor değilim, daha doğrusu kaldıramıyorum.Yaptırım gücünü kuvvetlendirmeye çalışıyor bazı şeyleri kullanarak.

***

Bugünlerdeki sessizliğimden faydalanmaya çalışan annem, sabah akşam tarhana ovduruyor.Kokusundan midem bulanmaya başladı.Akciğerlerim çok hassas bugünlerde, yemiyorlar ama.


***


Uzaktaki he şey huzur vericiydi, her şey bir buğu perdesinin ardındaydı.Altın sarısı bir kıvılcım, suyla hava arasındaki çizgide parıldadı, suyun üzerinde yüzdü, yaklaştı, genişledi, değişti, nesne, semayla yeryüzü arasında, gökkuşağının kemeri altında asılı kaldı.Huzur veren ama koyu renkli bulutlar ardına dağıldı.Nesne uçuyormuş gibi havada duruyordu.İnci gibi, yapağımsı, parıltılar saçan hava giysi gibi etrafında yayılıyordu: Karanfille hafif renklendirilmiş ışık, yüz, kol, bacak gibi görünenlere renk verdi, büyük bir yıldız bir meleğin alnında sessiz bir ışıltıyla parladı, kalkan bir kol ve bir el, bir ışık çizgisi gibi parıldayarak, yukarıdaki fiyonga işaret etti ve yüreğimde bir ses fısıldadı: ''Umut Gayret'e gülümser.''



***
Bu arada gizli saklı, gizemli işlerden hep nefret etmişimdir.Bana yazılan gizemli şeyler hoşuma gitmiyor.Bilginize.



***

Bu da bu yazının şarkısı olsun bari.Mutlu günler.:)

28.8.10



Hayatta en çok korktuğum şey: Çok sevdiğim birinden bir gün soğuyabileceğim düşüncesi.Ona baktığımda hiçbir şey hissedememe korkusu, birbirine yabancılaşmak.Sevdiğim birinin bir gün o halde olacağı düşüncesi beni üzüyor bazen.neyse.
Acaba Demet gibi küllerimden doğabilir miyim? Yoksa 'Kimler kimler yuva kuruyor ben mi kuramıyorum?' diye ilk gördüğüm kişiyle mi evlenmeliyim.Ama lanet olsun ya.Ya da Necip Fazıl'ın yolundan mı gitmeliyim?


Necip Fazıl çok fazla sigara içer.
Bir gün bir öğrencisi ona gelir ve der ki:
-"
Hocam bugün bir rüya gördüm bütün bitkiler Allah'a secde ediyordu, bir tek tütün etmiyordu."
Üstad cevabı yapıştırır:
-"Getirin o kafiri yakalım..."



***




Kafam darmadağın durumda.Tüm planlarım alt üst oldu son birkaç günde.Şimdi ne bok yiyeceğim acaba?Bir sene daha aynı sorunlar.


Herkes mi dengesiz olur hayatta?Tamam ben de dahil.Birini ararsın, telefonu açar, ''ahaha, nbr, işler nasıl, nerdesin,hmm iyi aa telim çalıyor kapatmalıyım.''Şılappp diye kapanır telefon.Ne büyük bir saygısızlık,umursamazlık,kırmaya çalışma.Haklı çıkıyorum ama ben hep.Yabancılaşma evresi böyle bir şey olsa gerek.

Sonbahar geliyor.En çok sevdiğim mevsim ve genelde hep tek girerim bu aylara.Sans mı kader mi ama zaten çift de çekilmez bu aylar.Oturup 'My sassy girL' ü, ' Başka dilde aşk'ı sevgilinle izleyemezsin,tadı kalmaz.Cem Adrian şarkılarını kendini sigaraya ve alkole vurarak dinlemek gerek.İçip içip kusmak falan.

'Tek istediğim battaniyenin altında film çekebileceğim değil, film izleyebileceğim bir adamdı.' Huzurlu sabahlar, müthiş hazırlanan kahvaltılar, bir köpek bir de bebek falan.Eşim diyebileceğim bir adam, hayatımın anlamı, yaşam sebebim, huzurum, mutluluğum..Ama n'oldu? Sen herşeyi bombok ettin.Sıçtın sıvıyorsun.Ben ölmüş olsam ya bir süre senin için.Madem hayatımda kalmayı başaramadın, 'biz' olmayı kaldıramadın, hayallerimin içine ettin, hiç değilse hayatımdan çıkmayı bil.Ya da ...

***


Ama dur.Hani hayatına birini sokuyordun.E ne bu şimdi aramalar? Benim yaşadıklarımı bir başka saf daha yaşasın, sonra biz bu safdirikler olarak facede grup falan açalım nasıl fikir?

***

Bu arada şuan yazmakta olduğum paragrafı sanırım üçüncü yazışım, çünkü her beş dakikada bir Ekranda bir uyarı görüntüleniyor.''Huhuuuu sevgili bayan.Bugün yeterince saçmaladınız zaten.Bence sesini kesin de ya da biz bu sayfayı 'chrome' kitlendi ayağıyla kapatalım.'' Yemedim yemeyeceğim de ama malesef pat diye kapanıyor.Tamam yazmayacağım.Küsüyorum bugünlük ve kabuğuma çekiliyorum yine.

***

Bu arada hala buraya alışamadım.Her ıslık sesinde sanki beni dışarıdan çağırıyorlarmış gibi irkiliyorum, üzerimi falan düzeltiyorum.Garip bir durumdayım.Kimseyle konuşmak gelmiyor içimden ailemle bile.Sadece yazı yazmak istiyorum.Böyle saçma sapan şeyler yazayım ama kimseyle konuşmamayayım.İnsanların gözünün içine bakamıyorum, gözlerim doluyor.Bugün ilk defa dışarı çıktım (gündüz).Sanırım ben yürümeyi de unutmuşum.Konuşurken sesim titriyor.Ağır depresyonun eşiğinde olabilirim ya da içimdeki narsist kadının yıkımı tüm fizyolojimi psikolojimi etkilemiş de olabilir.Bilemiyorum.

***

Şimdi bugünlerdeki salaklığım üzerine tereyağı sürüp yicem.Tatlı rüyalar bana.


27.8.10


...
...



Bir hikaye var aklımda.Bazen yazmaya bile korktuğum.Ama kimseye söyleyemediğim.Yazarsam sanki tüm büyüsü yok olacakmış gibi.
Bir sonbahar sabahı.Bazılarının çitlembik diye bahsettiği bir kız işte.Kendi halinde...Canı o günlerde çok sıkkın.Nedeni yok her zamanki halleri.Kutu gibi odası o yaşına rağmen oyuncak ayıları, pembeli morlu yastıkları,bebekleriyle akşama kadar yatakta yuvarlanmaktan çok memnun aslında.O zamanlar dünyaya açılan tek noktası odasındaki yaşlı bir ağaca bakan küçük bir pencere sadece.Onun en huzur bulduğu yer.Kimseyi de sokmak istemiyor o dünyaya.
Zaman geçiyor.Sonbaharın yerini kışa bırakmak istediği zamanların başındayız.Sararmış, kuru yapraklar, şiddetli yağan yağmurun, esen rüzgarın etkisiyle kendi oradan oraya fırlatıyorlar.Bir cumartesi akşamı, çok sinirli.Bu siniri neye kime belli değil.Sadece sinirli o kadar.Sataşacak birileri lazım.Sinirini birinden çıkarabilecek.Yanlış bir zamanlama, yanlış bir kişi belki de tercih.Ama işte kader bir taraftan vuracak ya.
Buluşuluyor.Çay içiliyor, tavla oynanıyor.Oturdukları yerde yavaş yavaş herkes pılını pırtısını toplamaya başlıyor.Nam-ı değer çitlembik korkuyor.Son çayını istiyor, sonra bir kalp sancısı.'Evet evet kesin çayıma bir şey koydular.' Kendini nasıl dışarı attığını bilemiyor.Korkusundan koşa koşa eve gidiyor,tabi arkadaşına da haber veriyor 'ben geliyorum, sanırım kalp krizi geçiriyorum.' Belkide bir işaretti o zamanlar bu, ama anlayana.
İlk başlarda kedi-köpek savaşı, sonra zıt kutupların birbirini çekmesi.Güvenmek istiyor ama korkuyor.Zamanın sevdiğim dediği adamdan canını çok yakan bir davranış görmüş, atlatamamış başkaları için geçen zaman çok ama onun için çok taze.Korkmuş, kendini çekmiş herşeyden.Sonra bir an gelmiş, patlamış, sanki bu saatten sonra dünyayı mı değiştirebilecek? Hayır.İşte bu zaman diliminin yolu bu olayla çakışıyor timsahların şehrinde.
Hayatına o an girmek isteyen çok.Peki neden 0? Özel kılan ne? Bir cevap yok.Zaman geçmiş,Her davranışında durup düşünmüş ya şöyle olursa ya böyle olursa.O gün bir karar vermiş.'Artık düşünmeyeceğim, zamanın akışına bırakacağım herşeyi.'
Hayatında ilk defa düşünmeden yaşamış.Ne para, ne mevki, ne tip...Hiçbirşey düşünmeden.Sadece AŞk.Tek kişilik belki de.En sevdiğin elbisenin üzerine yağ sıçramış gibi üzücü.

...
...
...
...
(Canım istedikçe bu sayfanın altından yazmaya devam edeceği bu hikayeyi.Merak ediyorum ne kadar zamanda bitecek, ben ne kadarını anımsayabileceğim.28.09.10)


26.8.10

...

Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

...

Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

...

Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Ask yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.

...

Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

...

Her neyse.

...


...
...
...
...

25.8.10

?

Merak ediyorum,sabrım nereye kadar bu hayatta.Kimseye tahammülüm kalmadı.Gerçi hoş ya kaybedecek bir şeyim de kalmadı.Gözüme hayatı daha güzel gösterebilecek bir mucize.Küçük de olsa olur.Küçücük bir mucize.İnsanlar tarafından yanlış anlaşılmaktan bunaldım.İyi niyetli olarak yapmaya çalıştığım herşey sanki ben en kötü durumları düşünerek yapıyormusum gibi algılanıyor.Ama ben yoruldum.İnsanlar üzülmesin diye kendimi hırpalamaktan yoruldum.Son noktadayım.En son.Az kaldı.Bitecek herşey.
Bu arada astım olmuşum.Sanırım bedenim yavaş yavaş iflas ediyor.Suan konsolun üzerindeki aile resimlerine göz gezdirdim de.Yıllar ne hızlı geçmiş ve ben ne kadar çok yıpranmışım.İyi bir yanı da var gibi aslında 3 kilo verdim.Nefret ettim ama herşeyden.Gülmek bile gelmiyor içimden artık.:::::...Saçmala saçmala saçmala..sonra çıldır....

19.8.10


Bugün yazmak gelmiyor içimden.Çok hastayım, bu havada grip oldum, evimi taşıdım,başka bir arkadaşıma yardıma gittim.Çok bitkinim bugün.Dünden kalma da birşeyler var tabi.Ruhumu yoran, beni incitmeyen ama her defasında ondan bir parça koparan şeyler.

Neyse aklımdan geçenleri rastgele sıralayacağım buraya.Bugünlerdeki tek eğlencem amfideki kavgaları izlemek oldu.Mesela biraz önce bir kız çimlerde dolanan minik köpeciklerden korktuğu ve sahibine kızdığı için olay çıkardı.Ergen kız modları.Komik.

Neyse uyumak istiyorum artık.Yeni odam, yeni evim,yeni insanlarımla .....Mutluyum.

Tatlı düşler.;)

18.8.10


Hep geciktirdim ayrılıkları, virgüller ekledim yaşananlara, ama burası son nokta.Cümlelerimin arasına koyacak virgüllerim tükendi.Veda etmeyeceğim, edemeyeceğim, belki hiç bitmemiş, hiç gitmemiş olurum diye.Arkama bakıp gülümsüyorum.Son kez.









Niye ben?

Ama ben yazı yazmayacaktım uyuyacaktım şimdi.Hep twit yüzünden.Önce bir cümlecik yazdım sonra cümleye dönüştü, sonra paragrafa doğru yol alınca en iyisi yeni sekme açmak diye düşündüm.
Bugün birkaç arkadaşımla vedalaştım.Nedense garip bir hüzün kapladı içimi.Şaka maka 3 gün sonra gidiyorum ve ben hala sanki hep burada kalacakmışım gibi hissediyorum.Ama ben daha okumak istiyorum.Baba beni yeniden okula gönder.Bu kez öğretmen olmayacağım ama.Eşyalarımı elden çıkardım.Biricik odam artık fazla dağınık, eşyalarım evin her bir köşesinde.Sanki hiç gitmeyecekmişim, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi.
Eskiden bu saatlerde petrolden simit alırdık,sonra gece yememeye karar verdik, kilo alacağız ya.Ama ben düşündükçe kötü oluyorum.Ben Vene Vidi'de sabah doğru peynir ekmek yemek,Bongo'da kışın gittiğimde elbisemle üşümek,Vici'de yeri geldiğinde deli gibi tepinmek,Kat 3'te avaz avaz bu muhteşem sesimle şarkı söylemek,yaz gecelerinde dağ yolunda Bursa manzarasında çayımı yudumlamak, merkeze gideceğimde nolur çabuk gelsin su dolmuş ve metro diye dua etmek, günlük ziraat atm'si ziyaretimi yapmak,yerleşim marketimden sigaramı almak,hasta olduğumda Doors'ta ıhlamurumu içmek üzerine tiramisumu yemek,Bau'da içip içip kusmak için biranın üzerine tekilalarımız atmak 'sex on the beach'le kapanışımızı yapmak,Afişte gazetemi okurken kahvaltımı yapmak,gecenin bir yarısı uykumdan uyanıp koşa koşa adana dürüm yemeye gitmek istiyorum.


Artık yanlış insanlarla, boş ruhlarla tanışmak istemiyorum.Zaman kayıplarına karnım tok sanırım.Yanlış şeyler yaşamak istemiyorum.En iyi günlerimi alıyorum yanıma, en güzel anılarımı, en mutlu olduğum özel günleri, küçük dağları yaratanların bu dünyasi bana çok büyük geldi.Kusura bakmayın.!

16.8.10

Kulağımda bir şarkı.Sürekli dinliyorum.Sıkılmadan sanırım 37 oldu.Bence bu şarkı deniz kenarında bir sonbahar sabahı dinlemek için yazılmış.Kahveni yudumlarken, sigaranı içerken, fonda mükemmel bir parça.http://www.dailymotion.com/video/x89ijd_rosey-love_music

15.8.10

Pişmanlık kötü bir şey hayatta.İnsanın eski bir dostunu yollarını ayırdıktan sonra tanıması ne lanet birşeymiş.Yenen yalanlara mı yanmak istersiniz, boşa geçirdiğiniz zamana mı, aptallığınıza mı? şoktayım ve bir süre burda kalacağım sanırım.yazık.resmen yedim hepsini helal olsun senin için doğrulaşmış yalanlarına.

Alışma bana

Alışma bana

Ne yaparım belli olmaz

Bugün varım yarın yok olurum

Dokunma bana

Yaramı bir de sen açma

Duygumda kaybolursun

Tutuştururum

İsteme beni

Yasaklarla boğuşursun

Engellerle doluyum

Uğraşma sakın

Çözmeye çalışma sakın

Sana karışır iyice kördüğüm olurum

Anlama beni

Ben kendimi anlarım

Aşk yaşatmamı isteme asla

Ben aşka yıllardır inanmıyorum

İnan bana ben böyle mutluyum

İnandır beni aşkın varlığına

Sana öyle bir aşk yaşatırım ki

Vazgeçemezsin tutku olurum

Yıkabilirsen duvarlarımı

Sakın bırakma beni

Tüm tutkularımın ve o gücümün arkasında

Hala minik bir çocuğum ben

Büyütemezsen kaybolurum.

14.8.10

gizliii

... mavi ve telaşsız

Ben zaten biliyordum her yolun sonunu, geride bıraktıklarıma en güzel gülüşümle veda etmekti çabam.Her şey açıktı, netti, kulaklarımı tıkadım ama yine de her şeye.Düşünmedim gerisini, o an sevdiğim adam ve ben önemliydik sadece.Peki şimdi n'oldu? Resimlerdeki gülümseyen yüzler değişti, hayaller başkalaştı, insanlar değişti, tükendi hepsi.İyi mi oldu? Sanırım istenen de buydu.Kimleri kimleri mezun etmek.Bu kadar basit ve ucuzlaşmış bir şeyse konuşulanlar, geriye hiç dönüp bakmamak gerek. Issız adam sendromları moda bu devirde.

9.8.10

Hepimiz sorunluyuz, herkesin bir suçu var.İnandıklarımızın arasında çok fark var.


Çok kavga ediyorduk.Daha doğrusu o beni bileklerimden tutup yatağa ya da duvara yapıştırıp bağırıyordu.Bu yüzden bileklerim hep mordu, başım hep ağrıyordu.Her şeyin bir bedeli var.Bazen düşünüyordum.Gül gibi geçinip gidenler de var ama onlar bizim gibi eğlenceli bir şekilde barışabiliyorlar mıydı?Belki her şeyi vazgeçilmez kılan buydu.Garip saçma bir şekilde barışıyorlar hepsi.Ruhları ölüyor zamanla.Kafaya fazla takmamalı.Hepsi basit bir oyun.Zaten benim bu hayatta hiç kaybım olmadı.Ama işte bazen yoruluyor insan.Beni daha mutlu edebilecek birini bulana kadar mecburen demek ki bu?
''Benimle olduğun için şükretmelisin.'' demişti.Gülmüştüm.Lacivert bir eşofman altı, kırmızı kareli biraz klasik bir gömlek, bordo converse benzeri ayakkabılar, bozuk bakımsız dişler.''Evet çok haklısın'' demiştim.Şanslı kız yaptım kendimi bir an.O anlık hediye verdim kendime o komik anı.Şimdi düşününce gülebilmek için.Armani'den pantolon aldım, Dİscorium'da kusana kadar içtik, 'bir gün de beraber gidelim' dedi.'Tamam' dedim, kendi yediği yemeğin parasını bile ödeyemeyen sonradan görme adama.Evet, gideriz.Sen karsıyı aptal yerine koymaktan vazgeçince, ben de bunu senin yüzüne vurunca.Ben de kalan Armani gözlüğü atmayı düşünüyorum şimdi.Ödeyemediğin ama havasını attığın yemeklerin anısına.Benim paramla hava atan aciz.Ne komik.
Bazen garip geliyor yaşadıklarım.Acaba karanlık çökünce herkes evine çekilip kapısını kapatınca yalnızlık korkusu mu sarıyor bedenimi.Ya tek yaşlanırsam diyorum.Saçma bir korku değil mi?Sadece bir korku uğruna da katlanılmaz bir adama tek taraflı tavizler vermek saçma geliyor.Kalırsam kalayım .Bir 'golden' alır, onla yaşlanırım.Çok erken bunları düşünmek.Ama okul bitiyor herkes gidiyor ya,depresif günlerin eşiğinde hissediyor insan kendini.
Gündelik hayatta tahammül edemeyeceğin insanları yanında gezdiriyorsun.Varmak istedikleri yolun sonundaki melek yüzlü prensessin aslında.Anne şefkatiyle onlara sımsıkı sarılabilecek tek kişi.O nedenle fazla taviz bekliyorlar belki de.Hep yaparlar,rahattırlar.Ama sen.'senin öyle bir lüksün yok tatlım.'Var mı böyle bir dünya?Ben orada doğmak istiyorum.Yine, yeniden,sil baştan.
(Bir ses duyuyorum bu arada.Bir şey kutlanıyor yine.Havai fişekler patlıyor.Damat pinti anlaşılan hemen bitti.)
Ne diyordum.Çok kavga ediyorduk en son.Beni yalancılıkla suçlamaıştı ki hayatında tanıyabileceği en dürüst insana.Babam bir gün morali bozuk bir şekilde 'insanın başına ne geliyorsa fazla dürüstlükten geliyor, ama doğrusu da bu.' demişti.Bilgiç küçük bir kız edasıyla 'ama baba her doğru her yerde söylenmez ki.' demiştim.Haklıydı, haklıydım.Ortasını bulamamıştım ama.
'Niye bana yalan söyledin?' dedi.Ben yalan söylemem ki.O an doğrusunu da söylemedim.'Söylediğin yalanlara say.' dedim.Attığın onlarca palavraya.'Ben sana yalan söylemedim hiç.''Evet biliyorum sam hiç söylemedin.'Bunları söylerken gözlerini bile kaçırmıyorsan, gülmüyorsan,kızarmıyorsan o yalan değil zaten, senin doğruların olmuş yalanların.Söyleyemedim bunları.Hattımı aldı.'Sana öyle bir pislik yapacağım ki çıkamayacaksın dışarı.'Biliyorum yaparsın.Bok çukuruna batmış durumdasın çünkü, içeri çekebileceğin birilerini arıyorsun.Çok umrumda dedim.Hayatta söylemekten en çok korktuğum cümle buydu: Kaybedecek bir şeyim yok.Söylediğin yalanlara zamanla kendin de inandığın için,zamanla doğrularının yerini aldığı için yalanlarının, sorun yok.
Eşyalarını topladı yine.'Ben gidiyorum.Yüzümü görmeyeceksin asla.Arama beni.' 'Sktir git.' dedim.Sanki hep ben arıyormuşum gibi.'BEnim gibi birini bulduğunda beni de tanıştırır mısın?''Senin gibi çok bulurum.'Nolur bul.'Hayallerin güzel, inanması zevkli.'Kalanlar varsa kargo yaparsın.''Ne kaldıysa al yorma beni.''çok susadım.''Zıkkım iç.O suyu bile hak etmiyorsun'Şişeyi kafasına fırlttım.Bunları yakın arkadaşıma söylediğimde öyle bir ..... hayal edemiyorum sen olmazsın dedi.Beni bile çıldırtabilen biri düşünebiliyor musun hayatta?
Malesef.Hayatımın en güzel sonbaharı olacak bu sene.Yine.Ben şarkılarımı söyleyeceğim banyoda bağıra çağıra.Bu kez annem bağıracak.'kızım bana söylemiyorsun banyoda komşulara konser veriyorsun.' Tek fark bu olacak.Yaz bitiyor.Bak.Ezan sesleri, kilise çanları yükseliyor gökyüzüne.Zamanı geldi kendine dönmenin.Zaman kaybı değil.HEr yaptığın iyiliğin mutlaka bir karşılığı var.Doğru zamanı beklemedeyim.
Benim dünya umrumda değil, insanların ne düşündüğüne mi takacağım.Boş işler.Kendi b.kunda debelenen bir domuz mu can yakacak, ben ailemi yeniden toplamaya çalışırken.Foss

6.8.10

Paraların üzerindeki kanlı eller yakacak canını.Düş yakamdan sadece, bana da zehrini akıtmadan.Benim zehrim bana yetiyor bugünlerde.

4.8.10


Bok gibiyim, yoruldum artık.Bazen bitsin artık da kurtulayım diyorum, bazen bu kadar bencil olma Merve diyorum.Herkes yaşıyor hayatı öyle veya böyle.Tüm sorunları çekiyorum sanırım, mıknatıs gibi.Son demlerimi yaşıyorum, bardak doldu taşmak üzere.En küçük patlamada gideceğim artık.Hiç birşey, hiç kimse umrumda değil. Banane ne yapacaklarsa ne olacaksa.Bunaldım artık.

3.8.10

Bana adamlıktan bahsedenler, benim zor günlerimde yanımda olmayanlar, arkama baktığımda görmek istediklerim iyi ki de yalnız bırakmışsınız beni.Bambaşkalaştım bugünlerde.Mutluyum, hem de çk.Ama sakın benden af dilemeyin,vicdan rahatlatmalarına karnım tok, hem de çok.Yanınızda olmamamı beklemeyin çünkü çok geç her şey için.Dönüp de bakamam ardıma.Boşvermişim ben bu dünyaya.